CHP'de alınan butlan kararının ardından genel başkanlık görevine yeniden dönen Kemal Kılıçdaroğlu'nun, CHP Zonguldak İl Başkanı Devrim Dural ile Merkez İlçe Başkanı Nazmi Özden'i görevden almasının ardından gözler Zonguldak İl Başkanlığı'na yapılacak atamaya çevrildi.

Kulislerde il başkanlığı için ismi geçen partililer arasında yer alan Olcay Can, son günlerde kamuoyunda yer alan haberler üzerine yazılı bir açıklama yaptı. Can, kendisine şu ana kadar herhangi bir görevin tebliğ edilmediğini belirtirken, parti içinde yaşanan tartışmaların kişisel meselelerin ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Olcay Can açıklamasında, CHP'nin tarihinin en kritik dönemlerinden birinden geçtiğini vurgulayarak, iç tartışmalar yerine örgütün güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Partide görevlerin kişilere ait makamlar değil, örgüte karşı yerine getirilmesi gereken sorumluluklar olduğunu kaydeden Can, görev kabul eden ya da etmeyen kişilerin hedef gösterilmesinin CHP'nin dayanışma kültürüyle bağdaşmadığını dile getirdi.

Can ayrıca, eski ya da mevcut genel başkanlara yönelik hakaret dilini doğru bulmadığını belirterek, "Kişiler değişir, görevler değişir; ancak Cumhuriyet Halk Partisi kalır" ifadelerini kullandı.

İşte Olcay Can'ın kamuoyuyla paylaştığı açıklamanın tam metni:

"KAMUOYUNA

Son günlerde Cumhuriyet Halk Partimiz de yaşanan gelişmeler ve çeşitli basın kuruluşlarında hakkımda çıkan haberlerle ilgili görüşlerimi açıklamak isterim.

Genel merkezimizin son MYK kararlarının ardından görevden alınan arkadaşlarımızın yerine atanması düşünülen kişiler arasında ismim geçmektedir.

Şu an bana tevdi edilmiş böyle bir görev yoktur. Ancak; henüz kişisel bir mesele gibi görünen bu tartışmanın aslında çok daha büyük bir sorunun parçası olduğunu düşünüyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi, tarihinin en kritik dönemlerinden birinden geçmektedir. Böylesi dönemlerde asıl sorumluluğumuz; iç tartışmaları büyütmek değil, örgütümüzü ayakta tutmak ve halkın bizden beklediği iktidar umudunu güçlendirmektir. Çünkü vatandaş, CHP'de bitmeyen iç kavgaları değil, Türkiye'nin sorunlarına çözüm üreten güçlü bir alternatif görmek istemektedir.

Partimizde görevler kişilere ait makamlar değil, örgüte karşı yerine getirilmesi gereken sorumluluklardır. Böyle bir görevi kabul etmek de reddetmek de elbette herkesin kendi vicdani tercihidir. Ancak sadece bir görevi kabul ettiği için insanların yaftalanması, hedef gösterilmesi ya da linç edilmesi; Cumhuriyet Halk Partisi'nin dayanışma kültürüne de demokratik siyaset anlayışına da yakışmaz.

Bugün eski genel başkanına, mevcut genel başkanına ya da herhangi bir yol arkadaşına hakaret ederek siyaset yapılmasını doğru bulmadığım gibi; yarın aynı dilin başka isimlere yönelmesine de karşıyım. Çünkü kişiler değişir, görevler değişir; ancak Cumhuriyet Halk Partisi kalır. Siyasi hafızasını tüketen, kendi kadrolarını değersizleştiren hiçbir hareket geleceğini güçlü şekilde inşa edemez.

Benim anlayışım nettir. Hiç kimsenin adamı değilim; Cumhuriyet Halk Partisi'nin neferiyim. Bana düşen sorumluluk nerede görülüyorsa, bunu kişisel hesaplarla değil, partime ve ülkeme olan görev bilinciyle değerlendiririm.

Bugün en çok ihtiyacımız olan şey; öfkeyi büyütmek değil, ortak aklı güçlendirmek, kutuplaşmayı derinleştirmek değil, ortaklaşmayı çoğaltmaktır. Farklı düşünebiliriz, eleştirebiliriz; ancak birbirimizi düşmanlaştırmadan aynı çatı altında mücadele etmeyi başarabilmeliyiz.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin gücü; birbirini tasfiye eden değil, farklılıklarına rağmen omuz omuza yürüyebilen kadrolarından gelir. Ben de hangi görevde olursam olayım, bu anlayıştan asla ayrılmayacağım."