TAHSİN ERDEM BİRLİK KAHVALTISINI ŞOVA ÇEVİRDİ

CHP Zonguldak Merkez İlçe Örgütü’nün birlik ve dayanışma kahvaltısı, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in basına yönelik serzenişleri ve kişisel çıkışlarıyla gölgelendi. Eleştirilere tahammülsüzlük, gazetecilere telkin ve iç siyasete mesaj verme çabası, “birlik” vurgusunun önüne geçti.

BİRLİK KAHVALTISI MI, KİŞİSEL SAHNE Mİ?

CHP Zonguldak Merkez İlçe Örgütü’nün düzenlediği birlik ve dayanışma kahvaltısı, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in tutumu nedeniyle amacından uzaklaştı. Erdem, etkinliği adeta kendi siyasi şov programına dönüştürürken, konuşmasının önemli bir bölümünü Zonguldak basınına ayırdı.

Basının kendisini eleştirmesini fazlasıyla kafaya taktığı gözlenen Erdem’in, konuşma boyunca gazetecilere
“Bunu yazın, şunu niye yazmıyorsunuz?” şeklinde telkinlerde bulunması dikkat çekti.

“22 AY TAHSİN ERDEM’İ YAZMAK BİR ŞEY KAZANDIRMAZ”

Zonguldak’ın nüfusunun 100 binin altına düşmesini örnek göstererek basını eleştiren Erdem,
“22 ay Tahsin Erdem’i yazmak bir şey kazandırmaz” ifadelerini kullandı.

Ancak kent gündeminde kendisini ilgilendirmeyen pek çok konunun da yıllardır haberleştirildiğini görmezden gelen bu yaklaşım, “Başkan eleştiriye mi, yoksa yazılmayanlara mı kızgın?” sorusunu gündeme getirdi.

Konuşmasında kendisini eleştirmeyen ya da öven gazetecileri ayrı tutan Erdem, eleştirel yayın yapan basın mensuplarını ise açıkça hedef aldı. Bazı bölümlerde söyleminin sertleştiğini fark etmiş olacak ki,
“Sadece basın mensupları için söylemiyorum” ifadesini sık sık tekrarlamak zorunda kaldı.

ZONGULDAK BASINI SİZDEN ÖNCE DE VARDI

Tahsin Erdem’in siyasi geçmişinin henüz çok eski olmaması, Zonguldak basınının tarihini ve emeğini yeterince bilmemesine bağlanıyor.

Zonguldak’ta 20–30-40 yıldır gazetecilik yapan, kentin nüfusundan ekonomisine, madencisinden altyapısına kadar sayısız konuda mücadele eden basın mensupları bulunuyor.

Zonguldak basınını;

  • Pespaye kıyafetli,

  • Kendisinden önceki dönemde yani yerel yönetimde AK Parti iktidarken uyuyan,

  • Bugün sadece fotoğraf çekip masa başı haber yapan bir yapıdan ibaretmiş gibi gösterdikleri videolar hazırlatan Erdem, şunu bilmelidir ki;

Bu kentte emek vermiş, bedel ödemiş gazetecilerin Zonguldak’a katkısı, bazı siyasetçilerin toplamından fazladır.

SİYASET GEÇER, BASIN KALIR

Bugün 2 yıldır aktif siyasetin içinde olan Tahsin Erdem’in, (Belediye Meclis Üyeliği yaptığı dönemde kent adına bir çalışmasına veya söz yükselttiğine şahit olamadığımız için o tarihleri dikkate alamadık) kendisinden önce hiçbir şey yokmuş gibi davranarak kenti ve basını eleştirmesi, Zonguldak’ta karşılığı olan bir yaklaşım değil.

Bu şehir çok siyasetçi gördü.
Çok iddialı isimler geldi, geçti.

Siyaset insanı yutar.
Ama basın kalır.

Bugün eleştirilen gazeteciler, yarın da Erdem’den sonra gelecek başkanın kürsü konuşmalarına tanıklık etmeye devam edecek.

ASIL RAHATSIZLIK: YAZILANLAR

Erdem’in asıl rahatsızlığının eleştiri değil, yazılanlar olduğu açıkça görülüyor.

Basının;

  • Akraba, eş-dost belediyeciliğini,

  • Liyakat gözetilmeyen işe alımları,

  • İhtiyacı olmayan, durumu iyi ailelerin çocuklarının belediyede istihdam edilmesini
    yazmasından duyulan rahatsızlık, tepkilerin temelini oluşturuyor.

Delege ağalarının çocukları, eşlerin akrabaları, çocukların arkadaş çevresi belediyede yer bulurken,
“Ülke bu haldeyken benimle uğraşmayın” demek, eleştiriyi bastırma çabasından öteye geçmiyor.

GAZETECİ KİMSENİN EMRİNDE DEĞİLDİR

Gerçek gazeteci;
ne iktidarın,
ne muhalefetin,
ne de belediye başkanlarının emrindedir.

Gazeteci yazar, belge ortaya koyar
Siyasetçi cevap verir, karşı belge ortaya koyabiliyorsa koyar,
Kamuoyu kimi inandırıcı bulursa ona inanır.

Bu işin özü budur.

“Bu iyi gazeteci, bu kötü gazeteci” tartışmasına girmek, bir belediye başkanının görevi değildir. Üstelik bu hükmü verecek bir siyasi geçmiş de henüz ortada yoktur.

LAVUAR TARTIŞMASI VE ÇİFTE STANDART İDDİASI

Erdem’in “Lavuar Alanı bitmedi, niye yazmıyorsunuz?” çıkışı da gerçeği yansıtmıyor. Lavuar Alanı ile ilgili;

  • Mustafa Çağlayan’ın açıklamaları yayımlandığı kadar,

  • CHP İl Başkanı Devrim Dural’ın açıklamaları da yayımlandı.

Kendi açıklamaları da basında yer buldu.
Selim Alan döneminde de yazıldı,
Muharrem Akdemir döneminde de çarşaf çarşaf yazıldı.

Basını “korkmakla” itham etmek ise tribünlere oynamaktan başka bir şey değildir.

BİRLİK KAHVALTISINDA BİRLİKTEN UZAK TAVIR

CHP Genel Merkezi’nden “kırmızı kalem” yediğini fark ettikten sonra makamındaki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan fotoğrafını alelacele indirmesiyle de gündeme gelen Tahsin Erdem’in, her ortamı Genel Merkez’e şirin görünme sahnesine çevirmekte kararlı olduğu gözleniyor.

Birlik ve dayanışma kahvaltısında;

  • Parti emekçileriyle,

  • Örgütle,

  • İlçelerden gelen belediye başkanlarıyla
    ilgilenmek yerine, vaktinin büyük bölümünü basına ayırması, birlik ruhuna gölge düşürdü.

Olası bir şov yapılacaksa, bunun il ya da ilçe başkanlarının işi olduğu yorumları kulislerde yüksek sesle dillendirildi.

Basını hedef almak yerine kamuoyuna şu soruların yanıtı verilmelidir:

  • Kimler, hangi görevlere alındı?

  • Hangi ihtiyaçla, hangi kriterle?

  • “Para yok” denirken belediyenin omzuna bindirilen personel giderleri kimlerin akrabalarından oluşuyor?

Gazetecilik tam da bunu sormaktır.

Birlik ve dayanışma kahvaltısı, birleştiren değil ayrıştıran bir tabloyla hafızalara kazındı.
Basınla uğraşmak kolay.
Asıl zor olan Şeffaflık ve liyakat.

Zonguldak halkı ise hangisinin yapıldığını yakından izliyor.

KARİYER ANALİZ