Özel

Ulupınar’ın Öfkesi Sanayi Sitesinin Önüne Geçti!

Ulupınar’ın Öfkesi Sanayi Sitesinin Önüne Geçti!

DEVREK’İN SANAYİYE İHTİYACI VAR, KAVGAYA DEĞİL!

Devrek Dönüşüm Sanayi Sitesi üzerinden başlayan tartışma, ne yazık ki projenin kendisinden uzaklaşıp kişisel bir hesaplaşmaya dönüştü. Üretimin, yatırımın, yeni iş sahalarının ve yüzlerce kişiye sağlanabilecek istihdamın konuşulması gereken yerde bugün “Sen kimsin?”, “Haddini bil”, “Ucuz kahramanlık yapma”, “Benim hizmet yılım senin yaşından fazla” ve hatta “Babana sor” sözleri konuşuluyor.

Üstelik bu sözleri kullanan kişi Devrek Belediye Başkanı Özcan Ulupınar.

Ortada son derece basit bir soru var: Devrek’e yeni bir sanayi alanı kazandırılacak mı, kazandırılmayacak mı?

Devrek Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Abdullah Başoğlu ve kooperatif yönetimi projeyi savunuyor. Sürecin yıllardır devam ettiğini, ilgili kurumlarla görüşmeler yapıldığını, kooperatifin kurulduğunu ve projenin Devrek’e üretim ve istihdam kazandıracağını söylüyor.

Kendilerine yöneltilen “para toplama”, üyelik ve benzeri iddialar karşısında kapıları kapatmıyorlar.

“Belgeler burada.”

“Ödemeleri gösteririz.”

“Banka hesap hareketlerini dahi gösteririz.”

Bu kadar açık bir çağrı karşısında yapılması gereken de bellidir: Bir usulsüzlük varsa belgesi ortaya konur. Birilerine haksız menfaat sağlandıysa açıklanır. Toplanan paralarda sorun varsa banka hareketleri incelenir. Proje mevzuata aykırıysa hangi maddesine aykırı olduğu kamuoyuna anlatılır.

Ancak Belediye Başkanı Özcan Ulupınar'ın verdiği cevapların önemli bölümü bunları tartışmak yerine Abdullah Başoğlu'nun şahsına yöneliyor.

“BABANA SOR” NEYİN CEVABI?

Tartışmanın en anlamsız noktalarından biri de Başoğlu'nun babasının konuya dahil edilmesi oldu.

Ulupınar'ın geçmişte Başoğlu ailesine yaptığı yardımları hatırlatarak Abdullah Başoğlu'na babasına sormasını söylemesinin Devrek Dönüşüm Sanayi Sitesi ile ne ilgisi var?

Bir insanın babasına geçmişte yardım etmiş olmak, oğlunun bugün bir belediye başkanına eleştiri yöneltme hakkını ortadan kaldırmaz.

Geçmişte yapılan bir iyiliği yıllar sonra kamuoyunun önünde yaşanan bir tartışmaya taşımak, Devrek'in sanayi geleceğine ilişkin hangi soruya cevap veriyor?

Başoğlu'nun babasının verdiği cevap son derece seviyeli:

“Özcan kardeşimin bize mutlaka yardımı olmuştur, sağ olsun. Allah onun da yardımcısı olsun.”

Konu aslında burada kapanmalıdır.

Çünkü tartışılan Abdullah Başoğlu'nun ailesi değil, Devrek'in geleceğidir.

“SEN KİMSİN?” SORUSUNUN CEVABI ÇOK BASİT

Ulupınar'ın “Sen kimsin?” çıkışı da aynı derecede sorunlu.

Cevabı belli:

Abdullah Başoğlu, Devrek Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı.

Yani ilçenin ticaret ve sanayi hayatının en önemli meslek kuruluşlarından birinin seçilmiş başkanı.

Görevi de tam olarak bunları konuşmak; yatırım istemek, sanayicinin önünü açmaya çalışmak, iş sahaları oluşturulmasını savunmak ve gerektiğinde kamu kurumlarını eleştirmek.

Başoğlu'nun söyledikleri yanlış olabilir. O zaman yanlışlığı ortaya konur.

Ama “Sen kimsin?” denilerek bir TSO Başkanı'nın temsil ettiği kurumsal kimlik yok sayılamaz.

SEÇİMDEN ÖNCE “DEĞERLİ KARDEŞİM”, BUGÜN “HADDİNİ BİL”

Başoğlu, son yerel seçimlerden önce Ulupınar'ın kendisine “Değerli kardeşim Abdullah” diye hitap ettiğini hatırlatıyor.

Bugün ise aynı kişiye:

“Sen kimsin?”

“Haddini bil.”

“Ucuz kahramanlık yapma.”

deniliyor.

Seçim döneminde “değerli kardeşim” olan bir kişinin eleştiri yönelttiğinde bir anda “Sen kimsin?” noktasına gelmesi kamuoyunun dikkatinden kaçmadı.

“BENİM HİZMET YILIM SENİN YAŞINDAN FAZLA” NEYİ İSPATLAR?

Ulupınar'ın “Benim hizmet yılım senin yaşından fazla” yaklaşımı da oldukça ilginç.

Uzun yıllar siyaset yapmak tecrübedir.

Milletvekilliği yapmak önemlidir.

Belediye başkanlığı yapmak önemlidir.

Ancak hiçbir makam ve hiçbir hizmet yılı bir kişiye eleştiriden muafiyet sağlamaz.

Demokrasi yaş üstünlüğü değildir.

Bir insanın yaşı daha küçük diye söylediği söz değersizleşmez. Bir insanın siyasi geçmişi daha uzun diye söylediği her söz de kendiliğinden doğru hale gelmez.

Önemli olan kimin kaç yaşında olduğu değil, ortaya konulan iddianın doğru olup olmadığıdır.

BELEDİYE BAŞKANI KAVGAYI DEĞİL, MASAYI BÜYÜTMELİ

Üstelik TSO cephesinin çok ciddi başka bir iddiası var.

Başoğlu, farklı zamanlarda Özcan Ulupınar ile görüşmek istediklerini ancak bir türlü bir araya gelemediklerini söylüyor.

Daha da dikkat çekicisi, zemin etüdü sırasında ihtiyaç duyulan suyun Devrek Belediyesi'nden temin edilemediğini, çevre belde ve ilçelerden su desteği istendiğini açıklıyor.

Bunlar cevap verilmesi gereken iddialardır.

Çünkü belediyenin görevi projeye kimin öncülük ettiğini sorgulamak değil, projenin Devrek'e faydasına bakmaktır.

Sanayi sitesi Devrek'e yüzlerce yeni iş imkânı sağlayacaksa belediye başkanının görevi TSO Başkanı'na “Sen kimsin?” demek değil, onu masaya çağırıp “Bu projeyi nasıl hızlandırabiliriz?” diye sormaktır.

BAŞOĞLU BELGELERİ ORTAYA KOYDU

Başoğlu ise; ailesini, yaşını veya siyasi geçmişini tartıştırmak yerine belgeleri işaret ediyor.

“Gelin inceleyin” diyor.

“Banka hesaplarını gösterelim” diyor.

“Saklayacak bir şeyimiz yok” diyor.

Ulupınar'ın yapması gereken de aynı zemine gelmektir.

Belgeye belgeyle cevap vermek.

Rakama rakamla cevap vermek.

Projeye projeyle cevap vermek.

Çünkü Devrek'in geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir konuyu “Babanıza yardım ettim”, “Ben senden büyüğüm”, “Sen kimsin?”, “Haddini bil” seviyesine indirmek ne belediye başkanlığı makamına ne de Devrek'e yakışıyor.

Devrek'in meselesi Abdullah Başoğlu'nun babası değildir.

Devrek'in meselesi Özcan Ulupınar'ın kaç yıldır siyaset yaptığı da değildir.

Mesele Devrek'in sanayisidir.
Mesele yatırımdır.
Mesele üretimdir.
Mesele istihdamdır.
Mesele Devrek'in geleceğidir.

Sanayi sitesi hayata geçer, yeni iş yerleri açılır ve yüzlerce insan oradan ekmek yerse kazanan Abdullah Başoğlu olmayacaktır.

Kaybeden de Özcan Ulupınar olmayacaktır.

Kazanan Devrek olacaktır.

Makamların ve kişisel tartışmaların üzerinde tutulması gereken de tam olarak budur.

KARİYER ANALİZ